AHMET USTA

Ayhan Karakus

Yazarın şu ana kadar yazılmış 32 makalesi bulunuyor.

AHMET USTA

(Ölümünün yıl dönümünde Sevgili Babama İtafen 24.08.1984)

Sandıklı Kumalar Yaylası Soğucak köyünden beş erkek çocuk ile parasız pulsuz Dinar da Tekke mahallesine yerleşmiş Uzun Hasan Lakaplı rahmetli dedem. En büyük oğlu Babam. Kolay değil beş çocuğa bakmak onları baş göz etmek. Elindeki tek mesleği orak ile ekin biçmek. Başka bir geliri yok ve sadece mevsimlik bir iş. Ömrü yaz aylarında hep yakıcı sıcağın altında çalışarak geçmiş dedemin. Bu yüzden Allah tarafından olsa gerek yanı başındaki çam ağacı tüm kolları ile mezarını gölgeliyor. Başta da söyledim kolay değil beş erkek çocuğa bakmak. Bu yüzden babam ve arkasından gelen yaşça sıralamalı iki amcam demirci bir esnafın yanında çalışmaya başlamış. Çocuk çok olduğundan bir an önce evlendirmek gereği düşüncesiyle aynı mahallede oturan annemi babamla evermişler. Annem on altı yaşında imiş babası olmadığından dayımın baktığı annem bir an evvel dayım tarafından verilmiş yedi kişilik bir aileye gelin olarak. Daha çocuk olan annem bir anda kendisiyle sekiz kişilik bir ailenin işleriyle baş başa kalmış. Babaannem çocuk nasıl yapılır diye uygulamalı olarak bir erkek çocuk daha dünyaya getirmiş ve annemin kucağına vermiş çocuk bakmayı öğrensin diye. Zamanla babam askere gitmiş. Rahmetli dedem kocana askerde sen bakacaksın demiş ve bu emir ile komşu evinde halı dokumaya başlamış annem. Hem yeni doğan kayınına bakmış hem ev işleri hem de babama askerde para yetiştirmek için çalışmış halı tezgâhların da daha on sekizine basmadan.

Asker dönüşü babam bir un fabrikasında işe başlamış. Haksızlığa hayatı boyunca dayanamayan babam hemen bir işçi sendikasına üye olmuş ve haklarını talep etmiş. Aynı anda kendisini çok düşük bir tazminat ile kapının önünde bulmuş. Aldığı tazminat ile Nazilli ilçesine taşımış yükünü ve karısını. Burada bir at ve arabasını satın almış. Nazilli’de At arabacılığı yapmak niyetiyle. Aldığı atı sabah kalktığında hakkın rahmetine kavuşmuş olarak bulmuş.  Ne yapsın garip elinde baya bir para sayarak aldığı araba kalmış. Varını yoğunu toplamış ve bir at daha almış. Bu at ise bir ay sonra bacaklarındaki romatizmalar nedeniyle topal olmuş bu atı ne yaptığını ömür boyu söylemedi ama bizim bazı tahminlerimiz vardı .  Bu arada abim dünyaya gelmiş. Ailesi ve kendisi yaban ellerde çaresiz kalmışlar. Dayımın gayretleri ile çaresizlikten tekrar Dinara dönmüş. Patronlarından özür dilemiş ve aynı fabrikada tekrar işe başlamış. Bu arada beş yaşında hayata gözlerini kapayacak olan ablam dünyaya gelmiş. İki çocuklu bir aile reisi olan babam tekrar işinden olmamak için işine öyle bir sarılmış ki bir anda patronlarının en sevdiği çalışanı oluvermiş. Bu yüzden iş arkadaşları tarafından yalakalık yapıyor diye dışlanmış. Umuruna bile takmamış. Ev kira ve iki tane bebek evde ekmek bekliyor. Onun için bu evlatlarından ve ailesinden daha önemli bir şey yokmuş artık. İşinden eve evinden işe gidip gelen babam yaşadığı süre içerisinde hiçbir zaman bir kahvehaneye girip oyun oynamamıştır. İşten geldiğinde abdestini alır rahle üzerinde Kuran ı Kerimi yüksek sesle okurmuş. Yaz aylarında pencereler açık olduğundan tüm komşular büyük bir sessizlik içinde dinlermiş babamı. Bu sırada annemin demlediği çay ailecek veya komşularla içilirmiş. Derken o muhteşem gün gelmiş ve dünya tarihine altın harflerle geçecek o tarihte ben dünyaya gelmişim. Babam artık mutludur çok sevdiği ailesi artık genişlemektedir. Ama bu mutluluğu sadece iki ay sürmüş. Ablam daha beş yaşında iken nedeni bilinmeyen ani bir hastalıkla melek olmuş ve uçmuş gitmiş. İlerleyen yıllarda ise kız kardeşim dünyaya gelmiş ve babam üç çocuklu bir aile reisi olarak çocuklarının rızkını hiçbir şekilde dışarıda harcamamış ve çocuklarının boğazından hiçbir zaman haram lokma geçirmemiştir.

Artık üç çocuğu da öğrencidir. Yaşam şartları daha da zorlaşmıştır. Evde her şey idareli kullanılmaya başlanmıştı.  Sabah kahvaltılarımızın çeşidi az zevki çoktu. Annem bir gün sana yağı ve zeytin diğer sabah yine sana yağı ve peynir koyardı sofraya. Bürgün radyoda bir bayan sabah kahvaltısının çocukların gelişimi açısından çok önemli olduğunu söylemiş ve benim kulağımda kalmıştı bu cümle. Ve bir gün o zevki bol kahvaltıda babama bu duyduklarımı söyledim. Babam bana baktı ve haklısın oğlum dedi. Tabi bu arada kahvaltıda tatlı olarak annemden bir çimdik yedim. Keşke demez olaydım. Babam artık akşamları eve gelmiyordu. Bazen gece boyunca gelmediği de oluyordu. Ek bir iş bulmuş babam. Bir tuğla tüccarının yanında çalışmaya başlamış. Kamyondan tuğla indiriyormuş. Eğer zaman kalırsa tuğla taşıyan kamyonda muavinlik yapmaya başlamış. Artık kahvaltı çeşidimiz bollaşmıştı. Hatta artık haşlanmış yumurta bile yiyebiliyorduk. Ama çeşidi bol kahvaltımızın tadı kalmamıştı. Babam artık kahvaltılarda bulunamıyordu. Akşam çayları da artık demlenmiyordu evde babam olmayınca. Ustabaşı olmuştu babam. Artık herkes babama Ahmet Usta diyordu. Sorumluluğu artmıştı ama aldığı maaşında gram değişiklik yapmadıklarını söylüyordu patronlarının. Ustaydı fabrikada ama iş çıkışı tuğla ticarethanesinde amale idi. Çocuklarının boynu ellerinden daha kıymetli değildi. Çünkü çocuklarının boynu bükük olmamalıydı. Soğuk kış akşamları eli ayağı buz tutmuş üstü başı perişan geliyordu eve. Oturup bizimle sohbet etmek yerine yoğunluğundan dolayı ve sabah erkenden işe gideceği için erkenden yatardı. Sohbetinden ve sevgisinden mahrumduk ama hiçbir arkadaşımızın yaşantısından geride değildik. Birde babamın bir özelliği de kesinlikle iş yerine patronlarından önce gitmeliydi. Onlardan sonra iş yerine girmek onun için abes bir durumdu. On iki yaşıma geldiğimde artık babam tüm gün ve saat evdeydi. Tüm öğünleri aynı evde ama farklı sofralarda yiyorduk. Biz ayrı bir sofrada babam ise mide kanserinden ameliyat olduğu için yatağında bir tepside yiyorduk yemeklerimizi. Artık beraberdik ailece ama mutlu değildik. Gece uykularımız babamın can acısıyla bağırmalarıyla bölünürdü. Bir sene sonra artık uykumuzu bölen babam yeşil bir tabut ile evden ayrılmıştı.

Keşke diyorum o radyoyu dinlemeseydim, madem dinledim boşboğazlık yapmasaydım. Keşke babam ölesiye kadar her şeyimiz eksik olsaydı akşam üsleri zevkle o çayları içseydik kahvaltıda boş ver zeytini peyniri bir tek sana yağı olsaydı ve babam Ahmet USTA ile daha fazla vakit geçirebilseydik.

25 Ağustos 2016 Perşembe 08:57

 

 

 

 

YAZARIN SON YAZILARI
AKILLI TELEFONLAR - 8 Kasım 2016
AZİM - 17 Ekim 2016
KONU ; KOMŞU - 4 Ekim 2016
ANNE - 30 Ağustos 2016
AHMET USTA - 25 Ağustos 2016
AFFINIZA SIĞINARAK 5 - 4 Temmuz 2016
AFFINIZA SIĞINARAK 4 - 8 Haziran 2016
AFFINIZA SIĞINARAK (3) - 10 Mayıs 2016
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Zehra Güneri diyor ki:

    Babanı o kadar güzel anlamışsınkı yeniden Hatırlayip çok duygulandim.
    Allah önce Annene ve sizlere uzun ömür versin.
    Ahmet abiminde mekanı Cennet olsun.

BİR YORUM YAZ