Âkif’te Din ve Millet Şuuru

Prof. Dr. MUSA BİLGİZ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.

İslam’ın hükümleri fertler arasında birliği sağlamak amacını taşır. Osmanlı sınırları içinde yaşayan Arnavut, Boşnak, Arap ve Türklerin aralarındaki bağ “din”dir. Bu milletler, din bağıyla yüzyıllarca kardeşçe yaşamışlardır. Âkif’e göre bugün bu bağ gevşemiş, Müslümanlar birbirini tanımaz ve sevmez hale gelmişlerdir. Birbirlerini, yabancıların tanıttığı kadarıyla tanımaktadır. Yabancılar ise bu tanıtımı, kendi menfaatlerine olacak şekilde yapmaktadırlar. Yani Müslümanları, birbirlerine düşman olacak şekilde tanıtmaktadırlar. Tabii ki bu, büyük bir zillettir. Cehaletimiz, tembelliğimiz Müslümanları çöküş noktasına getirmiştir.[1]

Sırat-ı Müstakim dergisi mensupları aydınlar, Mehmet Âkif ve arkadaşları neşriyatlarının ilk yıllarında, bir kültür harekâtı olarak Türkçülük akımını, Müslüman Türkleri uyandırmaya çalışırken pek tabii olarak desteklemişlerdi… Fakat Türkçülük hareketlerinin kısa bir zaman sonra siyasi bir şekle bürünmesi üzerine Âkif ve arkadaşları buna karşı çıkmışlardır: Çünkü böyle bir akımı, Osmanlı vatanında bulunan ve Türk olmayan diğer toplulukların ayrılmasına sebep olacağı için tehlikeli görmüşlerdir.[2]

“Milliyet en kısa ifadesiyle tarih ve toprak şuurudur.”[3] Milliyetçilik ise, millet hayatını oluşturan bütün değerlerin, temellerin, millete hayat katan bütün kaynakların, vatanın, tarihin, dilin ve dinin herhangi bir yeniliğe feda ve terk edilmemesidir. Binaenaleyh, Mehmet Âkif”in milliyetçiliğini, tarih ve toprak şuurundan ayırmak mümkün değildir. O, tarih, mazi, mefahir ve ecdat duygusunu bütünüyle ruh yapısına katmıştır. O, dinle ilgisi olmayan bir milliyetçilik anlayışına şiddetle karşıdır.[4] O’nun milliyetçiliğini dindarlığından, dindarlığını da milliyetçiliğinden ayırmak mümkün değildir. Âkif’te din ve millet, ayrılmaz bir terkip oluşturmaktadır.

Âkif, samimi ve şuurlu bir Müslüman olması yanında, en başta vicdanın bekçisi olan dinin ve onun yanı sıra tarihin, vatanın, ahlakın, örflerin, mefahirin hiçbirisini feda etmeyen tam bir milliyetçi ve muhafazakârdır. “Âkif, millet anlayışında ırk gibi kaba, maddi bir unsura yer vermemekte, millet kuran manevi unsurlardan dine büyük önem vermektedir… O, “ahlakçı milliyetçidir.”[5] Âkif, milletleri parçalayan ve yok olmaya sürükleyen ırkçılığa şiddetle karşı çıkmış ve hayatı boyunca onunla mücadele etmiştir. Safahat’ın altıncı kitabı olan Asım’da, “ahlakçı milliyetçi” bir gencin nasıl olması gerektiğini görmekteyiz. Âkif, sadece bir ideal adamı değil; gerçeğin, samimiyetin adamıdır. O, Asım’da Müslüman gencinin nasıl olması gerektiğini tasvir ederken, kendisi bundan bigâne kalmamıştır. Tasvir ettiği “ahlakçı milliyetçi gençlik” gibi yaşamıştır. Onun bu vatan ve millet sevgisini, “ahlakçı milliyetçi” düşünce ve tavırlarını, Kurtuluş Savaşı hitabelerinde ve vaazlarında da görmekteyiz

[1] Sebilu’r-Reşad, c. 9-2, Sayı: 231-49, s. 390-392.
[2] Düzdağ, Ertuğrul, Mehmet Akif Ersoy Hakkında Araştırmalar 1, İFAV. Yay., İst. 1987,, s.73.
[3] Topçu, Nurettin, Mehmet Akif, Dergah Yay., İst., 1998, s.38
[4] Timurtaş, Faruk Kadri, Mehmet Akif ve Cemiyetimiz, Kültür ve Turizm Bak.,Yay., Ank., 1987, s.53; Kabaklı, Ahmet, Mehmet Akif, Türk Edebiyat Vakfı Yay., İst., 1984, s. 67
[5] Kabaklı, s. 43, 52

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ