Hükümeti Deviremeyenler İçin Tavsiyelerim

ŞEREF AKTAŞ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 10 makalesi bulunuyor.

30 Mart yerel seçimleri -daha çok genel seçim havasında geçmiş olan seçimler- bitti.Ancak yansımaları hala devam ediyor. Bu seçimde projelerden çok Ak Parti ve Hükümete yapılan komplolar konuşuldu.. Fakat paralel yapı ve gerçek muhalefet ülkedeki yapılanlarla ilgili değil bu paralel yapının kurguladıklarını algı olarak topluma yansıtmaya çalıştılar. Proje üretmeden kısa yoldan Tayyip Erdoğan ve AK parti hükümetini devirmek için uğraşanlarla ilgili bundan önce üç kez yazı yazmıştım.Başbakan Erdoğan’ın yaptığı işlerden rahatsız olan küresel güçler ve yerli işbirlikçileri Mossad ve CİA yı kullanarak Başbakan Erdoğan’a seçenek sundular.Bu seçeneklerin her birine Başbakan Erdoğan rest çekti.Bunun sonucunda başka bir strateji ile harekete geçtiler.Bu stratejilerin sonucunda neler oldu bakalım.
Seçimden Önce ABD ye gidip ABD yetkilileriyle görüştüler. Pensilvanya’daki bazı adamlarla temasa geçtiler. Bu adamlarla bir planda anlaşma yaptılar. Bu anlaşma gereği verilen vazifeleri not ettiler.
Planın 1. aşamasında hava alanını yapan, köprüyü yapan, projeleri yürüten işadamlarını, hükümetin en güvendiği belediye başkanlarını da zor durumda bırakacak bir komplo hazırlandı.. Bu planın ayrıntıları uluslararası destekçilere de anlatıldı. Bunun için kamikaze bir savcı ve bir hâkim bulundu. Operasyonu başlattılar. Birileri tutuklandı.Hava bulandırıldı.Puslu havayı seven kurt ortaya çıktı.Tam başbakanın oğlunu tutuklayacak operasyon yapılacaktı ki polisler görevden alındı. Başbakana ulaşacak yollar kapatıldı. Darbeyi başarıp Erdoğan’ı siyaset dışına atamadılar, tutuklayıp yargılayamadılar, AK Parti’yi parçalayamadılar ve ülkenin siyasi haritasını cetvelle çizemediler. Bu güçler için sonuç Kocaman bir hüsran oldu. Bundan dolayı asıl patronlar piyon görevi yapan güçlere Ağrı Dağı kadar fırça çektiler.
Hemen Planın 2.aşamasına geçtiler. Paralel yapı tarafından kanunsuz konuşma tapelerini önünüze koydular. Bu tapeleri kullanarak Başbakanın oğlu ile kendisine öyle bir tuzak kurdular ki tuzağa kendileri bile inanmadılar. Yasa dışı olarak tapedeki konuşmaları naklen dinlettiler. Montaj kaset işi ile de kısa yoldan hükümeti deviremediler. Başbakanın 10 sene de yaptığı devasa işleri montaj kasetle 10 dakikada silebileceklerini düşündüler. Ama millet bu abraka dabrayı yutmadı.

Bu yolda da çıkmaza girdiler. Her yıpratmada Başbakan güçlenerek çıktı.Dahası Tayyip Erdoğan’ın 10 yılda yaptığı 18000 km duble yol, hızlı tren, tank, uçak, insansız hava aracı, tramvay, füze,uydu,vb… tüm ileri teknoloji gerektiren her şeyin hikayesini bu halka unutturamadılar ve yutturamadılar. Kabul edilsin ki bu konuda da başarısız oldular. Çünkü yalan dolanla iş yapmaya kalktılar.

Efendileri bu duruma çok kızmıştı. Popolarına tepiği vuracaklar diye çok korkmuştular da akıllarına ‘’Devletin kriptolu telefonlarını dinlemek ,gizli konuşmaları derin yapılara servis etmek,seçimde kargaşa çıkarmak’’gibi parlak fikirler gelmişti de tepik yemekten kurtulmuşlardı Bu şansıda seçime doğru kullandılar. Ama nafile…

Seçimler bitti, sandıklar açıldı.Kargaşa çıkardılar ama seçim sonucunu sabote edemediler. Sonuç tam bir felaketti.Tayyip Erdoğan küresel patronların kendisine tehdit olarak sundukları seçeneklerini kafalarına çarpmış bundan sonra hiçbir gücün Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına seçenek sunamayacağını deklare etmiştir.Bu küresel güçlerin yerli işbirlikçilerini de bir çuvala doldurup duvara vurmuştur.

Aslında başarısız olanlara millet tepiği vurmuştur. İş tuttukları küresel güçlerin yerli ortaklarına tepiği vurup vurmadıklarını zaman gösterecek. Ancak başbakanı ziyarete gelenlere baktığımızda bazı ipuçları gözüküyor.

Seçmenin tepiği ve küresel patronların bunları çöpe atmasını engellemek ve hükümeti deviremeyenlere tavsiyelerim şunlardır.

Moralinizi bozmadan seçim sonucundaki başarısızlığınızı örtmek için hemen psikolojisi bozuk birini bulun.Kendinize kalabalık içinde saldırı yaptırınız.En azından seçmenin ve yandaşlarınızın sizi sorgulamanızdan kurtulur bir ay zaman kazanmış olursunuz.Bu zaman aralığında yine alavere dalavereye devam edersiniz.

Arkasından seçmen sayısı bazında oyunuzu artırdığınızı ve bu seçimlerde başarılı olduğunuz algısını kuvvetlendirici polemikte usta olanları konuşmacı olarak görevlendiriniz.Onlar seçimde zafer kazandık .Ak partinin karşısında yüzde bilmem kaç insan var falan filan desin.

Seçimde kuklalığını yaptığınız küresel güçlerle işbirliği tutan örgüt ise ‘’bizim seçime hiç müdahelemiz olmadı, hocamızdan Ak Partiye karşı hiç talimat almadık,biz hizmet hareketiyiz ihanet hareketi değiliz ki! Sadece sadece ‘’efendilerimize’’ hizmet ettik, bunda ne yanlış olabilir? Biz sivil toplum hareketiyiz’’ falan filan diyerek durumu yatıştırınız…Hatta bu örgüt ‘’hocamızın bedduası bile tutmadı. Hocamıza Allahu Teala şefkat tokatı bile atmış olabilir.Biz ülkemize ihanet etmedik.Sadece İsrail Cumhurbaşkanı Simon Perese bilge insan,Tayyip Erdoğan ise Simon Perese ‘’one minute’’dediği için cahil insan dedik..Küresel güçlerin maşalığını yapmadık! Ülkemizin yöneticileri yanlış yapıyordu. Yanlıştan kurtulmalarını önlemek için küresel patronlarla birlikte onları dinledik!Sonra servis ettik. Buna ihanet denir mi?’’ gibi savunmalar yapsın.

Patronlarınıza yaranmak için diplomatik misyonlara,düşünce kuruluşlarına Türk hükümetini karalayıcı bilgi notları gönderiniz.Bu bilgi notlarında ‘’Türkiye’nin karanlığa büründüğünü,diktatörleştiğini söyleyiniz.İhanet şebekelerinizle bu ükeyi karıştıramadığınızı ‘’yazınız.

Fakat şu bir gerçek ki; bu millet sizlere tepiği öyle bir vurdu ki , ses ABD den duyuldu. ABD elçisinin hemen başbakandan randevu almak istemesi ve randevu alamayınca başbakan yardımcısıyla görüşmesi, arkasından ABD temsilciler meclis başkanın Ankara’ya gelip başbakanla görüşmesi, kukla rolü oynayan yerli güçler için sizce ne anlama gelmektedir? Benim aklıma gelen sizin aklınıza da geliyor mu? Bu durumu da gelecek yazımızda anlatalım.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ