Akif ve Milli Birlik 1

Prof. Dr. MUSA BİLGİZ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.

Akif ve Milli Birlik 1

Akif, içtimaî hastalıklardan en bariz olanının, Müslümanların dost ve düşmanını tanımamaları ve “feraset”ten yoksun olmaları olarak belirtir. O, menfaatini, arzu, istek ve tutkularını “ilah” edinen (Furkan, 25/43; Casiye, 45/23), Müslümanları içten yıkmağa gayret gösteren riyakâr ve dalkavuklara karşı inananların sürekli bir basiret ve uyanıklık halinde olmalarını canı gönülden arzular ve bu uğurda bütün çabasını gösterir. Akif’in inanç dünyasında, İslâm’ın emirlerinin ilâhî olduğuna, şüphesiz doğru olduklarına inanmak yetmiyor, bunlara sarılmak ve bunların gösterdiği yoldan sapmamak da gerekiyor. İsyan, tuğyan, cehâlet, tembellik, sefahet ve nifak milletleri mutlaka izmihlale sürükler. Bu davranışlar, ister imansızlık yüzünden olsun, isterse inanıldığı halde amele karşı isteksiz davranmaktan olsun, aynı olumsuz sonucu hazırlar.1

Akif’in üzerinde en çok durduğu konulardan, dikkat çektiği tehlikelerden biri de hiç şüphesiz ırkçılık, kavmiyet davasıdır. Irkçılık, İslam dışı inanç ve değerler toplamı olan cahiliyenin temel esaslarından biridir. Daha sonraları ise bu esas, Batı’nın, Müslümanları parçalamak için kullandığı zehirli hançerlerinden biri olmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti, bu zehirli hançerin bağrına saplanmasıyla yıkılıp parçalanmaya başladı. Hâlbuki Kur’an’a göre, insanların köklere, kabilelere ayrılmasının sebebi; tanışmak ve neseplerin birbirine karışmaması içindir. Yoksa atalarla öğünmek için değildir. Kur’an, milletleri birbirine düşman ettiği ve yıktığı için ırkçılık bir başka adıyla kavmiyet davasını şiddetle reddetmiştir. “Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve kadından yarattık ve sizi kavimler ve kabileler haline getirdik ki birbirinizi tanıyabilesiniz. Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız O’na karşı derin bir sorumluluk bilincini taşıyanınızdır”(Hucurat, 49/13). “Başka bir deyişle, insanların “kavimler ve kabileler”e dönüşmesi, görünürdeki farklılıklarının ardındaki temel insanî birliği/birlikteliği anlama ve takdir etme eğilimini azaltmayı değil, tersine bu eğilimi arttırmayı amaçlamaktadır.”2

Kalbi ve beyni Kur’an esaslarıyla dolup taştığı ve onlarla şekillendiği için Akif de bu ayrıştırıcı anlayışa bütün gücüyle karşı çıkmıştır. Akif, Kınalızâde Ali Efendi’den şu alıntıyı yapar: İnsan, peygamber soyundan dahi olsa, asalet davasıyla ortaya çıkmamalıdır. Zira bu davayı isbat edebildiği takdirde bir şey kazanamayacak;

çünkü bütün şan ve şeref, muhterem ceddine ait olup kendi yabancı mevkiinde kalacaktır. Asaletini isbat edemediği takdirde ise, yalancı olup çıkacaktır. Şah-ı Nakşibend’e: “Silsile-i nesebiniz nereye varır?” diye sormuşlar: O, “Silsilei nesebiyle kimse bir yere varamaz” cevabını vermiştir.3 İslâm; kavmiyetçilik, cinsiyetçilik gibi, insanları birbirinden uzaklaştıran, nefret ettiren hususları ortadan kaldırıp, Müslümanları tek bir millet yapmış iken, bazılarımızın kalkıp aynı ülkede yaşayan Müslümanları kavmiyetçilik hissiyle parçalamaya hakları yoktur. İslâm’da ırkçılık, kavmiyetçilik olmadığı halde Müslümanlar, kavmiyetçiliğe sarılırsa din kardeşliği ortadan kalkar ve İslâm Toplumu’nun birliği parçalanır.4

YAZARIN SON YAZILARI
Akif ve Milli Birlik 3 - 19 Eylül 2018
Akif ve Milli Birlik 2 - 6 Eylül 2018
Akif ve Milli Birlik 1 - 3 Eylül 2018
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ